Bilior
Eğlence       Yaşam       Teknoloji       Spor       Kültür-Sanat       Türkiye       Dünya       İş Dünyası
 
 
Eğlence / Ünlüler             

Twitter'da paylaş Facebook'ta paylaş
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'



Bergüzar Korel, Hello'dan Melda Narmanlı Çimen'e konuştu. İşte Bilior'un derlemesiyle o röportaj...



 1 
Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’ne isteyerek, hayal ederek mi girdiniz; yoksa oyuncu bir anne-babanın çocuğu olarak sizden beklenen mi buydu?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Anne ve babamın beni oyuncu olmam için yönlendirdiklerini söyleyemem, bu yolculuğa çıkmam lisedeki danışman hocam sayesinde oldu. Ağaç tepelerinden inmeyen bir çocuktum; okul döneminde de aslında profesyonel olarak voleybol oynuyordum. Üniversite sınavında İstanbul dışında yerler kazandım ama babam beni oralara yollamadı. Lise sondaki danışman hocam annemle babaını çağırıp “Bu çocuğu tiyatro bölümüne sokun” diye ısrar edince, 2000 yılında konservatuar sınavlarına girdim ve kazandım. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na girince oyunculuk serüvenim de başladı.
 
 2 
İlk rolünüzü alana kadar nasıldı her şey? Babamı bu açıdan size destek oldu mu, yoksa zorlandınız mı?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Konsenatuarın son senesindeyken annem ve babam TRT1’e “Zeytin Dalı” isimli bir dizi yaptılar 26 bölüm. Herkes gibi audition’a girdim ve yönetmen tarafından seçildim. Babam jenerikte soyadımı bile yazdırmadı, ikinci adım Gökçe’yi soyadım gibi yazdık. Babam çok eski Yeşilçam oyuncusudur, o dönemde öyle söz sahibi olabilecek bir konumda değildi. Olsaydı da parmağını kıpırdatmazdı zaten. Bu konularda çok fazla katıydı. Okuldayken çalışmak yasak olduğu için, sadece Devlet Tiyatrosu’nda figüranlık yapıyordum ve o bana yetiyordu. Tecrübe kazanmak için çeşitli audition’lara da gidiyordum ve olmuyordu; ama hiç umutsuzluğa kapılmadım. Daha çok gençtim ve her şeyin bir zamanı var diye düşünüyordum.
 
 3 
2005’te babanızı kaybettiniz ve aynı sene “Kurtlar Vadisi: Irak’ filmindeki Leyla karakteriyle başarı kazanıp tanınmaya başladınız. Nasıl bir seneydi?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
21 Eylül günü beni aradılar ve 'Kurtlar Vadisi: Irak’ için cast’ın son günü olduğunu söyleyerek görüşmeye çağırdılar. O gün benim hayatımın dönüştüğü, değiştiği gün oldu. Şimdi düşündüğümde nasıl yapmışım diyorum, evet zor bir dönemdi, her şey bir hafta içinde sonuçlandı ve ben kendimi Antep’te bir film setinde buldum.
 
 4 
Babanızın kaybı hayatınızı nasıl etkiledi, çok yakın mıydınız?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Elbette yakındık; voleybolcuyken birlikte çok zaman geçirirdik; antrenmanlara gelirdi, tribünden sürekli beni desteklerdi. Ama her zaman otoritesini üzerimizde hissederdik. Babam gittikten sonra “Babamı kaybettim ve ben artık babasız bir kızım” demeyi seçmek yerine, “Ben babamın kızı olayım” dedim. Bize çok güzel bir isim miras bıraktı, onu devam ettirmeliyim diye düşündüm.
 
 5 
İzleyiciler, sevdikleri ünlülerin özel hayatlarını tüm dünyada merak ediyorlar. Siz ünlü bir anne-babanın çocuğusunuz. Çocukluğunuzda nasıldı, kameralar sık sık size ve ablanıza döner miydi?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
O dönemde ortada dolaşan magazin kameraları ya da cep telefonları yoktu. Ama annem ve babam bir yere gittiklerinde hayranları onları durdurur ve konuşurlardı. Hep duyduğum bir cümle vardı: “Sizi çok seviyoruz, ailenizi çok takdir ediyoruz, sizin filmlerinizle büyüdük, Örnek ailesiniz." Bunu söylerlerdi, sonra biz yolumuza devam ederdik.
 
 6 
Şu anda da size ve ailenize söylenen bu değil mi? Çift olarak da tek başınıza da çok seviliyorsunuz...
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Evet, şimdi kendi ailem için aynı cümleleri duymak mutluluk verici. Ama sosyal medya bayatları yönetmeye başladığından beri, maalesef sadece bir ünlüyle fotoğraf çektirme derdinde olup “Merhaba” bile demeden yolumuzu kesip fotoğraf çektirmek isteyenler de var. Bu taleple yaklaşanlara önce “Merhaba, nasılsın?” deyip ismini soruyorum. Özellikle çocuklarla önce sözlü iletişim kurdurmaya, sonra fotoğraf çektirmeye çalışıyorum. Bir gün yolda yürürken yanıma bir oğlan geldi, “Merhaba beni tanıdınız mı?” dedi. “Tanımadım”, dedim. “Nasılsınız?” dedi. Meğer bir-iki sene Önce o da fotoğraf çektirmek istemiş; ona da hal hatır sormuşum. “Şimdi ben de sizin iyi olup olmadığınızı sormaya geldim” dedi ve fotoğraf çektirmeden gitti; çok hoşuma gitti.
 
 7 
Sokakta size mikrofon uzatıldığında ya da kameralar sizi takip ettiğinde ne hissediyorsunuz?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Halit de ben de magazin muhabirleri bizi nerede durdurursa durdursun her zaman konuşuyoruz. 12 yıldır bu işin içindeyim ve dolayısıyla magazin gazetecileriyle bir ilişkimiz var, magazinin bizim işimizin bir parçası olduğunu inkar etmek haksızlık olur. Ama doğru bir iletişim kurmak için emek sarf ettik; onlar da bu emeği ve özeni görüp bize her zaman nezaketle yaklaştılar. Bazen sırf soru sormuş olmak için çok saçma bir soru yönelttikleri de oluyor; o zaman gülmeye başlıyorum, sonra onlar da anlıyor ve birlikte gülüyoruz. Mikrofonlar ve kameralarla bir sorunum yok yani; ama işi yayıncılık olmayan normal vatandaşların habersiz, uzaktan, gizli saklı çektikleri fotoğraflardan pek hazzetmiyorum.
 
 8 
Tanınmış insanların standart bir hayatı olabiliyor mu? Bunu sağlamak mümkün mü?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Hayatım sürekli izlendiğimi bilerek ve kendimi kontrol ederek geçiyor; bu bir gerçek. Her istediğimi yapıyorum, kimseyi umursamıyorum dersem yalan söylemiş olurum. Eskiden daha fevri ve isyankardım; ama artık söylemek istediğimi nasıl söyleyebileceğimi öğrendim. Sabrımın çok zorlandığı ve sözümü söylemem gerektiği noktada susmuyorum. Amacım kırıcı olmak değil; karşımdakinin empati yapmasını ye benim tepkimin nedenini anlamasını sağlamak. Ünlüsünüz diye sağırsınız sanıyorlar; ama biz sokakta yürürken, alışveriş yaparken, kahve sırasında beklerken etrafta konuşulan her şeyi duyabiliyoruz. Tanınmaktan nefret ediyorum dersem nankörlük etmiş olurum. Şanslıyım ki mesleğimle tanınıyorum... Benim kendimi ifade etme şeklim oyunculuk; izlenmek, beğenilmek, alkışlanmanın yanı sıra hayatla ilgili derdimi söyleyebilme özgürlüğüm var mesleğimi yaparken. Bu yüzden, kendimi daha özenle kontrol ettiğim için çok mutsuzum dersem olmaz. Sadece sınırlar konusunda hassasım.
 
 9 
Mesleğim için dönüm noktası oldu diyebileceğiniz proje ya da karakter hangisidir?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
“Kurtlar Vadisi: Irak’ ve Leyla karakteri hayatımı değiştirdi; ama dönüm noktam “Vatanım Sensin’deki Azize Hemşire’dir. Hem karakterin serüveni hem de anlattığımız dönem hepimiz için çok özel ve değerliydi.
 
 10 
Dönem gereği makyajsız ve en doğal halinizle ekrandaydınız. Deyim yerindeyse 'çıplak' olmanız, kendinizin dışında bir karaktere bürünmek açısından zorlayıcı oldu mu?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Bu hikaye ve karakter için öyle olmam gerekiyordu, öyle yaptım. Bir oyuncunun oynarken nasıl göründüğünün telaşına ya da güzel görünmek derdine düşmesini anlamadığım gibi, komik de buluyorum. Tam tersine, makyajsız oynamak bir avantaja dönüştü benim için; bunu da sonuna kadar kullandım. Azize’nin gerekliliği buydu. Bambaşka bir projede çok makyajlı, çok bakımlı olmak icap ederse, yine düşünmem nasıl göründüğümü. Yönetmenlerimiz de bu anlamda beni her türlü Özgür bıraktılar. Ayrıca dizilerde izlemeye alışık olduğumuz “bir sonraki hamlenin nereden geleceğini bildiğimiz oyunculuklar' istemediler bizden. Hiçbir şeyi göstermek için çabalamadım, her sahne kendi gerçekliğinde akıp gitti ve bence izleyiciye o anlamda farklı geldi. Düşündürten, araştırtan, sorgulatan bir diziydi.
 
 11 
Azize karakteriyle benzer yönleriniz var mıydı?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Azize kesinlikle benden daha korkusuz bir kadındı. Ben öyle bir dönemde yaşasaydım o kadar cesur olabilir miydim, bilmiyorum. Hiç benzemediğimiz yönler vardı, mesela Azize’nin ağzında bakla ıslanmıyordu ama benim ağzım daha sıkıdır! Onun gibi davranmayacağım pek çok sahne yandı; her karakterde yaşıyorum bunları... Azize’yle de çok kavga ettim ama onu çok da sevdim ve hep inanacak bir yol buldum kendime.
 
 12 
Doğal bir oyuncu musunuz, yoksa çalışkan bir oyuncu mu?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Gerçeğe ulaşabilmek için çok çalışan bir oyuncuyum. Disiplinliyim, özellikle dizi çekerken zaman konusu çok sıkıntılı ama ne olursa olsun senaryonun tümünü okur; kendi sahnelerimin devamlılığını çıkarırım. Ezberimi muhakkak bir gece öncesinde evde yapar ve hikayeyi iyice sindiririm. Bunlar da zaten yapılması gereken normal şeyler.
 
 13 
Bu karakter bunu yapmaz dediğin noktalarda senaryoya müdahale eder misiniz?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Biz oyuncular bu şekilde itiraz etmeyi çok severiz ama ben artık böyle bir durumda rezistans göstermek yerine, karakterimin neden ve nasıl kendine aykırı davranacağını anlamaya ve bunu seyirciye nasıl anlatabileceğimi keşfetmeye çalışıyorum. Eskiden kağıt üzerinde yazılanı olduğu gibi oynuyordum; artık yazılanı bambaşka bir şekilde yorumlamanın farklı yollarını keşfettim kendi serüvenimde. Kafama yatmayan noktaları yönetmenlerimle uzun uzun konuşmayı isterim; bu anlamda son işimde Yağmur ve Durul Taylan’ın kafamda açtığı kilitlerle yol almak çok rahatlatıcıydı.
 
 14 
Eşiniz Halit Ergenç ile ilk olarak 'Binbir Gece', son olarak da 'Vatanım Sensin'de başrolleri paylaştınız. İlkinde arkadaştınız, ikincisinde ise evliydiniz. Arada 10 yıl var. Karşılıklı oyunculuğunu açısından nasıl bir fark oldu?

Bence arada ben çok büyüdüm! 'Binbir Gece' ilk dizimdi, 24 yaşındaydım ve bana ne söylenirse onu yapıyordum. Halit ile okul zamanından tanışıyorduk; hatta 2001 ’de 'Zeybek Ateşi' isimli dizide annem ve babamla birlikte oynamıştı. Ben Devlet Tiyatrosu’nda figüranlık yaparken o “Kral ve Ben’de oynuyordu; ben onu AKM koridorlarından tanıyordum yani. 2004’te tanışıp arkadaş olduk ve 2006 yılında 'Binbir Gece' ile yeniden bir araya geldik. O çok tecrübeli, ben değildim. 10 yıl sonra 'Vatanım Sensin'e başladığımızda ise ben artık daha cesur ve ayakları yere sağlam basan bir oyuncuydum. 'Vatanım Sensin' ile yıllar sonra yeniden bir arada olmak ise ilginç ve zordu. Ama kendiliğinden nefes alma alanları oluştu ve eve iş götürmemeye çalıştık. Azize ve Cevdet’i değil, genel olarak bütün senaryoyu konuşup tartışıyorduk. Çatıştığımız noktalar da oluyordu. Sette ise karı-koca gibi değil de herhangi iki oyuncu gibi olmaya çok dikkat ettik; odalarımız zaten ayrıydı. Tüm oyuncu arkadaşlarımızla nasılsak, birbirimize karşı da öyleydik. Hatta yanlış anlaşılmasın hissiyle ekstra özenliydik diyebilirim. Bu zaman zaman oldukça yorucuydu ama senelerin getirdiği beraberlik, dizideki partnerlik ilişkimize çok yaradı. Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu bence...
 
 15 
Üzerinde en çok tartıştığınız sahneler hangileri oldu?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
En net hatırladıklarım hapishanede ona “Gebeyim” dediğim sahne, açık görüşte ona gitme diye yalvardığım sahne ve final bloku üzerine uzun saatler konuştuğumuzdur.
 
 16 
'Vatanım Sensin' çok bambaşka bir diziydi, ülkemizin bağımsızlık adımlarını attığı çok önemli ve zor bir döneme ait bilgiler, mesajlar vardı. Pek çok sahnesinde seyirciyi ağlattı. Çekerken siz de duygulandınız mı?


Siz bu soruyu sorarken bile kötü oluyorum. Dizi temposunda bu kadar ağır bir hikayenin içindeyken yapamamak veya yorulmak gibi bir alternatifin olmadığı için kendi duygularını işin içine sokmuyorsun; hep karakter üzerinden gidiyorsun. Benim kendimi koruma şeklim buydu; ama ona rağmen artık sonuna doğru gözyaşım o kadar bitmişti ki, içim katılıyordu artık, gözümden yaş akmıyordu. Mesela final blokunda, kurşuna dizilmek için beklerken yatağın üzerinde karşılıklı oturup plan yaptıkları bir sahne vardı. Yağmur onu bir kerede, bizi hiç yormadan çekti. Karakterlere veda ediyorduk; Halit de, ben de, ekip de 0 sahne bittiğinde bitik haldeydik. Kameranın arkasından burun çekme sesleri geliyordu. Hasibe Ana’nın öldüğü sahne de kendimden geçtiğim sahnelerden biridir. Sıcak savaşın ortasında bile Hasibe karakteri hep bir umuttu, Hasibe’nin ölmesi demek, bence hikayenin bitmesi demekti. Biraz önce söylediğim karakterin gerçeklik duygusundan çok; bir baktım Hasibe’ye Bergüzar olarak veda ediyorum... Sonradan anladım ki, benim Azize’yle vedam Hasibe’nin ölümüyle oldu, belki de o yüzden o kadar çok etkilendim.
 
 17 
Senaryoları içgüdülerinize göre mi seçiyorsunuz, yoksa belli bir stratej'si var mı?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
'Binbir Gece'den sonraki işimde stratejik davrandım ve mutlu olmadım. Artık senaryoları normal bir okuyucu ya da seyirci gibi değerlendirmeye çalışıyorum. Oyuncu olarak beni nasıl etkilediğine değil, Bergüzar olarak böyle bir diziyi ya da filmi izleyip izlemeyeceğime odaklanıyorum. Stratejik davranmıyorum, gerçekten bana ve kalbime dokunan işleri seçiyorum. Benim için en önemlisi hikaye. Ondan sonra yönetmen ve senarist kim, ona bakıyorum. Daha sonra da parterimin kim olduğuyla ilgileniyorum. Söz konusu televizyon olduğunda ve işinizde belli bir noktaya geldiğinizde, daha seçici olmanız çok normal.
 
 18 
Şu anda ufukta görünen yeni bir dizi projesi var mı, yoksa bir ara mı?

Çok büyük bir sürpriz olmadığı sürece, bu sezon dizi yapmayı düşünmüyorum.
 
 19 
Uzmanlar yaratıcı olmak için koşuşturmayı durdurmak ve beyni biraz boş bırakmak gerektiğini söylüyorlar, ne dersiniz?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Başkalarını bilemem ama benim bu molalara ihtiyacım oluyor. 'Binbir Gece'den sonra da 'Karadayı'dan sonra da birer sene dinlenmiştim. Hem gerçekten fiziksel olarak çok yorgunum hem de tekrar oynamak için kendimi şarj etmem ve yeniden enerji toplamam lazım. İki sene boyunca Ali’yi çok Özledim, evde olmayı çok özledim, zamanın benim kontrolümde olmasını çok özledim. Ayrıca şu anda kendimi içinde görmeyi hayal edebileceğim bir iş de okumadım. Azize’den bir ay sonra herhangi bir karaktere girmemin doğru olduğumu da düşünmüyorum. Ben seyirci olsam, beni ekranda yeni bir karakterle görmeye henüz hazır olmazdım.
 
 20 
Hiç işinizin olmadığı, sadece size ait boş bir gününüz olduğunu düşünün. Nasıl planlardınız, neler yapardınız?

Şu an böyle yaşıyorum aslında; bakın sizinle Monako’da çekimdeyim! Sabahları erken kalkıyorum; Ali’yi her sabah mutlaka okula yolcu ediyorum. Kahvaltımı ederken Netflix’ten bir dizi izliyorum, şu andaki favorim 'Bodyguard'. Ondan sonra dışarı çıkıyorum. Bu sene normal bir kadının tüm ihtiyaçlarını yapabilecek vaktim var. Kuaför, cilt bakımı, spor, arkadaşlarla kahve içmek... Bunları yapabilmek benim için lüks. Film Ekimi’nde günde 3 tane film izleyebiliyorum. İstediğim anda istediğim yere seyahat edebileceğimi bilmek de büyük zevk benim için. Not Just Coffee’ye uğruyorum, zaten evim gibi oldu... Sıradan ve basit şeylerle çok mutlu oluyorum. Evde oturmak, saatlerce kitap okumak, Beyoğlu’na çıkıp yürümek, Moda’ya gitmek, vapura binmek... Bunlarla da çok eğleniyorum.
 
 21 
Aklınızı tamamen boşalttığınız anlar var mı?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Benim kafamın boşaldığı hiçbir an yok. Meditasyon yapmaya çalışıyorum ama beceremiyorum. Hep kafamda düşünceler dönüyor... Tam meditasyon yapacağım, telefonu sessize almak lazım ama ya okuldan ararlarsa diye düşünüp yapamıyorum. Eskisine göre çok iyiyim ama benim kafamı tamamen boşaltabilmem çok zor. Hep bir sonraki adımı planlarken buluyorum kendimi.
 
 22 
Yeni bir filminiz girecek vizyona, tarih netleşti mi, konusunu ve oynadığınız karakteri biraz anlatır mısınız?

Filmimizi yazın çektik; şubat ayında vizyona girecek. Başrolünü Engin Akyürek ile paylaştığım çok güzel bir aşk hikayesi. Hepimizin zamanında yaşadığı, hayatın içinde çok karşılaşacağımız türden... Yönetmenimiz Ali Bilgin. Şu ana kadar oynadıklarım içinde kendimi en yakın hissettiğim kadın Deniz’di diyebilirim. Asıl bu filmde kamera önünde tamamen çıplak bir Bergüzar yardı işte. En azından oynarken ben böyle hissettim.
 
 23 
Mümkün oldukça seyahat ettiğinizi biliyoruz. En son Kamboçya’ya, Afrika’ya gitmiştiniz, nasıl geçti, nasıl etkiledi?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Uçaktan çok korkuyorum ama seyahat etmeyi de çok seviyorum. Yurtdışında çok özgürüm, herkes gibiyim. Afrika’ya gittiğimde sanki insanlığın ilk başladığı zamana gitmiş gibi oluyorum. Temel içgüdüde kalmak çok mutlu ediyor. Hiç dokunmatik biri olmamama rağmen, orada her şeye, herkese, özellikle de çocuklara dokunmak istiyorum. Kamrafyalarda olsa da aslında herkesin ne kadar benzer duygularda olduğunu görmek beni çok etkiledi. Her gittiğim yerden aklım ve yüreğim kalabalık dönüyorum; bu da bana yaşadığımı hissettiriyor.
 
 24 
Dans etmeyi seviyormuşsunuz, zaman ayırabiliyor musunuz?

Çok seviyorum, geçen dinlenme dönemimizde Halit ile tango dersi almıştık; hayatımda ilk kez uçuyor gibi hissettim. Hatta iki gün önce Halil’e de söyledim bunu. Tangoda erkek seni yönlendirdiği için kadın olarak hiçbir şey planlamıyorsun ve bu, benim beynimi çok boşalttı, kendimi çok güzel hissettirdi. Gerçekten çok iyi dans ediyormuşum gibi geldi, çok zevkliydi!
 
 25 
2019 için yeni bir ders planınız var mı?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Müzikle ilgili perküsyon ve vurmalı sazlara çok ilgi duyuyorum; evde kendi kendime takılıyorum, ders alıp çalmayı çok istiyorum.
 
 26 
Aykut Gürel’den teklif gelince Sezen Aksu şarkılarını caz altyapılarda söylediniz ve bir CD çıkardınız. Nasıl bir deneyimdi? Devamı olacak mı?


Aykut Bey böyle bir fikirle geldiğinde şarkılar hepimizin çok iyi bildiği şarkılardı; düzenlemeler de çok güzeldi. Benim için şarkı söylemek hikaye anlatmak gibi aslında... Dinlerken de ses kapasitesinden çok hikaye anlatabilen solistleri seviyorum. Ben de bu albümde Sezen'in hikayelerini anlattım kendimce. Ve bunu yapmaktan büyük zevk aldım. Bu yaz Kuzey Ege sahillerinde, Bozcaada’da albümümün çalındığını duydukça çok hoşuma gitti ve yeniden o duyguyu hissettim. Şarkı söylemeyi ne kadar çok sevdiğimi hatırladım da diyebilirim. Yani, müziğe kapım her zaman açık.
 
 27 
Modayı ve yeni tarzları sıkı takip eder misiniz? Bir ara gür saçlarınızla şampuan reklamında oynadınız, şimdiyse kısacık kestirdiniz. Kesmek sizin fikriniz miydi?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Normal hayatımda çok fazla sporum ama özel gecelerde özenli giyinmeyi severim. Uzun süredir Hande Can ile çalışıyoruz; nasıl görünmek istediğimi ona anlatıyorum ve bu isteğime uygun bir tasarımcıyla birlikte yol alıyoruz. Genel olarak sınırlarımın belli olduğu bir tarzım var, çok uçuk şeyleri sevmiyorum. Sadece moda diye beğenmediğim bir şeyi giymem. Saçlarıma gelince... Yıllardır en büyük isteğim saçımı kestirmekti; ama buna hiç fırsatım olmadı. Diziler ya da reklam kampanyaları devam ederken kesemedim. “'Vatanım Sensin’in son bölümünü çektik; belki bir terslik olur diye bir gün kurguyu bekledim; ertesi gün kestim. Uzun süre de böyle kullanacağım sanırım. Arka arkaya birkaç kadın oyuncunun kısa saç kestirmesi ilginç oldu aslında. Hepimiz seyircinin bizi hayal ettiği kadın olmaktan sıkılmış olabiliriz. Sonuçta nasıl görüneceğimizi oynadığımız karakterler belirliyor ve saç kesimiyle bile olsa kontrolün bize geçtiğini hissetmek güzel.
 
 28 
Hep kontrollü, temkinli ama özgür bir duruşunuz var; işler sizin kontrolünüz dışına çıkarsa çok rahatsız olur musunuz, nasıl tepki verirsiniz?

Kontrolün benden çıktığı durumlarda evham ve kaygı düzeyim çok yükseliyor. Kontrol bende olduğunda ise daha konforlu bir alanda hissediyorum kendimi. Bazı şeyleri güvendiğim insanlara bırakıyorum elbette, hayatın akışında hep bir sonraki adımı düşünmeye alıştım. Mesleğimin de etkisi var tabii. Bir sabah uyandım ve bütün Türkiye beni tanıyordu. Kendi hayatını kontrol etsen de toplum tarafından yaratılan ve genellikle canlandırdığın karakterler üzerinden değer biçilen 'avatar'ının hayatını kontrol etmek mümkün olmuyor.

 
 29 
'Binbir Gece'nin ilk bölümünden sonra mı oldu bunlar?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Birinci bölümün yayınlandığı gece yemekte Erol Avcı bana 'Yeni hayatına hoş geldin, yarın hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' dedi ve öyle de oldu. Gece telefonum kilitlendi; sabah uyanıp sokağa çıktığımda her şey bambaşkaydı ve bu değişim benim için gerçekten travmatikti. Anladım ki sen ne yaptığını, ne söylediğini bilsen de dışarıya yansıyan ve gösterilen farklı olabiliyor. Bazı olaylarda toplumsal bilinç işin insani boyutunu unutabiliyor. Linç etmek hak gibi görülebiliyor. Bizim ülkemizde ve sektörümüzde kadınlar açısından durum daha da zor. Ne dersem diyeyim kimse bana inanmayacak diye hissetmek, kendini doğrulatmak için hep bir şahit aramak o kadar yorucu ki... İşte o noktalarda koptum, korktum ve kontrolü kimseye bırakmamaya başladım. Geriye dönüp son 10 seneme baktığımda, keşke daha özgür davransaydım; keşke bu kadar kafaya takmasaydım dediğim şeyler de yok değil; ama sağlıklı bir hayat yaşamak istiyorsam, otokontrollü olmamak gibi bir alternatifim yoktu da diyebilirim. Burcum Başak, onun da etkisi var tabii!
 
 30 
Bir yandan da çok özgür gibisiniz ama?

Evet, çok Özgür bir tarafım da vardır. Herhangi bir ortamda kendimi rahat ifade ederim, açığımdır, bize tabu olarak öğretilen şeylere pek takılmam. Sokağa makyajsız ve pijamayla da çıkarım; yerde de otururum; insanlarla sohbet de ederim. Kendimce oralarda aykırılık yapmaya çalışıyor ve bu ülkede star olmanın gerektirdiği, Öğretildiği şeyleri yapmayarak kontrolün bende olduğunu kendime kanıtlamaya çalışıyorum galiba. Sınırımı aşmaya çalışanlara da 'dur' diyebiliyorum.
 
 31 
Düştüğünüzde, hata yaptığınızda ya da eleştirildiğinizde kolay iyileşir misiniz?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Kendimi çok fazla sorgularım, hatta hançerlerim. Hayatıma devam etsem de kafamdaki ses hiç susmaz. Dürüst olmak gerekirse bunların bazıları gereksizdir.
 
 32 
'Binbir Gece'nin konusu ve popülaritesi sizi ruhsal olarak etkilemiş; ama aynı zamanda yurtdışında tanınmanıza da vesile oldu, değil mi?

'Binbir Gece’, Türk dizilerinin dünya yolculuğunu başlatan dizidir. Ortadoğu’dan çıkıp Balkanlar’a açıldığımız ilk dizidir, Güney Amerika pazarına ilk girdiğimiz dizidir. Endonezya, Rusya ve Pakistan gibi ülkelere girmiştir. Pek çok bölgedeki televizyon izleyicisinin Türk dizileriyle ilk tanışması bu dizi ile olmuştur. Diğer dizilerimiz onu takip etmiştir. Düşünsenize, finalinin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hâlâ yurtdışında sokakta Şehrazat hayranları tarafından durdurulabiliyorum.
 
 33 
27 yaşında anne oldunuz. İyi anne olmanın bir kuralı var mı? Kendinizi eksik ya da suçlu hissettiğiniz anlar oluyor mu?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Ali’ye her türlü mutlu bir çocukluk bırakacağımıza eminim ama annelik benim için hiç bitmeyen bir suçluluk duygusu... Yan odada otururken bile şu anda neden onun yanında değilim diye düşündürtüyor beni. Ali’den sonra sete rahat kafayla gidip, yaptığım işten pür bir şekilde zevk aldığım an yok denecek kadar az. Çünkü kafamın bir tarafı hep evde, hep onunla... Biraz fazla abarttığımı kabul ediyorum; ama böyleyim.
 
 34 
Çocuk, insan ve hayvan baklan konusunda çok duyarlısınız, sosyal medyayı da biraz bu konularda mesaj vermek için mi kullanıyorsunuz?

Hayatımı göstermek için değil, hayata bakış açımı göstermek için kullanıyorum. Sosyal medyada hiçbir sınırın olmaması, herkesin herkese rahatlıkla ulaşıp hiç düşünmeden canının istediğini yazabilmesi pek bana uygun değil. Beni sevip takip edenlerin paylaşım yapmamı beklediklerini biliyorum; ancak benim tercihim etkileşim gücümü yararlı bir şeyler için kullanmaktan yana. Birilerinin sesini duyurmam gerekiyorsa onu duyurmayı tercih ediyorum, dikkat çekmek istediğim konularla ilgili paylaşımlar yapıyorum. Projeler bittikten sonra backstage’lerini yayınlamak hoşuma gidiyor mesela. O sırada kalbimden ne geçiyorsa, neyin samimi olduğunu düşünüyorsam onu paylaşıyorum aslında.
 
 35 
Oğlunuz Ali nasıl bir karakter? O da sizin gibi ünlü bir anne-babanın çocuğu... Nasıl karşılıyor bunu?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Başından beri çok hoşlandığını söyleyemem. 'İnsanlar neden benim fotoğrafımı çekiyor' diye sorduğunda, bizim işimizden ötürü olduğunu anlatmıştık; ancak 'Siz dizi çekiyorsunuz, ben çekmiyorum ki, beni niye seviyorlar, anlamıyorum' diyor. Haklı da... Ona olabildiğince normal bir hayat sunmak için uğraşıyoruz. Yani normal bir okul, normal bir yaşam alanı, arkadaşlarıyla, insanlarla iç içe olduğu izole olmayan bir hayat... Kameralar Önünde olmasını tercih etmiyoruz.
 
 36 
Ali dokuz yaşında... Şimdiden kendini belli eden özellikleri var mı?

Bir kere çok özgür bir çocuk, seyahat etmeyi çok seviyor; zaten doğduğu günden beri bizimle seyahat ediyor. 'Çantamı sırtıma alacağım ve dünyayı gezeceğim' diyor. Ali demek müzik demek; sürekli kulaklıklarla dolaşıyor. Müzik yapmayı da seviyor, davul ve piyano çalıyor. Bir şey izlerken, bir şey dinlerken Öyle nokta atışları yapıyor ki, babasıyla şaşırıyoruz. Mesela geçen sene Azize’yi izlerken bana “Bu işte senin çok farklı olduğunu düşünüyorum anne; çünkü çok natürelsin” dedi.
 
 37 
Otoriter bir anne misiniz?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Çocukları otorite kurarak baskılamayı doğru bulmuyorum; ama evimizin bazı net kuralları vardır. Birlikte sofraya oturulur, tabağını herkes kendi kaldırır, uyku saatinden önce muhakkak kitap okunur. Yemek esnasında asla telefon ya da iPad ile zaman geçirilmez, TV izlenmez. iPad ile hafta içi sadece bir gün ve hafta sonu olmak üzere yarım saat oynayabilir. Bunun yanında, babası da ben de ona son derece güvenir ve bunu ona hissettiririz.
 
 38 
Ona baktığınızda ne gibi hayaller kuruyorsunuz?

Sadece mutlu ve sağlıklı bir birey olmasını istiyorum... Ünlü bir anne-babanın çocuğu olmak kolay değil; o anlamda ayakları yere basan bir çocuk olması en büyük dileğim.
 
 39 
Ali’nin ve dünyanın geleceğini düşündüğünüzde karamsarlığa kapılıyor musunuz? Dünya nereye gidiyor? İyiliğin kazanması için neler yapmak lazım?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Böyle giderse dünyanın çevresel ve iklimsel olarak bizden öcünü çok kötü bir şekilde ala- cağını düşünüyorum. İnsanların utanma hissinin kaybolmasını önemsiyorum ve bunun geri kazanılması gerektiğine inanıyorum. Çocuklara ve hayvanlara yapılanlar beni çıldırtıyor ve gerçekten umudumu yitirme noktasına getiriyor. Bu konularda ismimi kullanmaktan ve doğru mesajları vermekten hiç imtina etmiyorum; çocuklar ve hayvanlar için her şeyi yapabilirim. Bir dernekle birlikte sosyal sorumluluk projesi kapsamında sahada çalışıp belirli kurallar dahilinde ve programı bilerek önderlik etmek her zaman yapabileceğim bir şey.
 
 40 
Doğa konusunda da çok hassassınız. Yaşamı basitleştirmek ve sadeleşmek gibi bir kaygınız varmış, doğru mu?

Ailecek atık konusunda hassas davranmaya çalışıyoruz. Atıklarımızı olabildiğince cinslerine göre ayırıp, plastiği, kağıdı, camı geri dönüşüm alanlarına bırakıyoruz. Bu şekilde doğaya katkıda bulunduğumuzu düşünsek de; yeni yeni farklı noktalarda da bilinçleniyoruz. Streç film yerine balmumu saklama örtüleri kullanmaya başladık mesela, tek kullanımlık plastikleri kullanmamaya da özen gösteriyoruz son günlerde... Böylece atık miktarımızı da azaltıp dolaylı yoldan değil, doğrudan doğaya katkı sağlamaya çalışıyoruz.
 
 41 
Hayat, sürekli bir öğrenme süreci... 2018’de hayattan neler öğrendiniz?
Bergüzar Korel: 'Azize ile Cevdet sahneleri hep çok gerçek ve derinden oynadığımız sahneler oldu.'
Korkmamanın, akışta kalmanın, teslim olmanın insanın gelişimi ve mutluluğu için doğru bir eylem olduğunu öğrendim.
 
 42 
Sekiz sene önceki röportajımızda “Önceleri griydim, şimdi pembeyim” demiştiniz. Şu anda ne renk hissediyorsunuz?

Şu anda rengarengim!

 

 





Bilior ©2016

- Eğlence    - Yaşam    - Teknoloji    - Spor    - Kültür-Sanat    - Türkiye    - Dünya    - İş Dünyası   - İletişim   
Sosyal Medyada Bilior
Facebook Facebook